Kabaran Kekler Yapmanın Püf Noktalarını Yazdım

İlk kekimi yaparken ki halimi hatırlıyorum da.. Mutfakta her taraf un, şeker, yağ olmuştu. Bir oraya bir buraya koşturarak malzeme aramış döke saça canhıraş performansla keki fırına sürmüştüm. Ve kek istediğim gibi kabarmamıştı.Yılmadım basit bir kabaran kek nasıl pişrilir sorusunun cevabını buldum. Kek yapımı tecrübesini ilk defa yasayacaksanız işte size kabaran lezzetli kekler yapmanın püf noktaları:

HAZIRLIK

  • Tüm malzemeler oda sıcaklığında olmalı. Yumurta, şeker, süt, yağ, un, vb. malzemeleri keki çırpmaya başlamadan bir kaç saat önce mutfak tezgahına almalısınız.
  • Kek tarifinizdeki gerekli tüm malzemeleri mutfak tezgahına çıkarmalısınız. Bu malzemelerle kullanacağınız tüm gereçler de elinizin altında hazır bulunmalı.
  • Ununuz elekte hazır olmalı
  • Una ekleyeceğiniz kakao, kabartma tozu ve kuruyemişler de unla birlikte elekte hazır bulunmalı.
  • Keke eklemek istediğiniz kuruyemiş ya da meyveleri hazırlamış, dilimlemiş olmalısınız
  • Kek kalıbı yağlanmış olmalı
  • Sıvı yağ ve sütü eklemek için gerekli ölçü kabınız önünüzde hazır olmalı
  •  Tüm bu ön hazırlıklar keki çırparken sizin bir işi bırakıp diğerine geçmenizi engelleyecek ve pratik kabaran kekler yapmanızı sağlayacak.
  • Tüm malzemeleri hazırladıysanız artık fırını açarak ısısını tarifinizdeki ısıya getirebilirsiniz. Tüm malzemeleriniz hazır olduğu için o ısınana kadar siz de keki çırpmış olacaksınız.
ÇIRPMA
  • Çırpmaya önce şeker ve yumurtadan başlamalısınız. Yumurta sayısı ne kadar olursa olsun yumurtaların hepsini aynı anda kırmayın. Öncelikle ilk yumurta ile tüm şekeri bir kaç dakika çırpın. Sonra varsa 2. yumurtayı da aynı şekilde bir kaç dakika çırpın ve diğer yumurtaları da bu şekilde ilave edin. Bu işlem şekerin daha kolay erimesini sağlayacak.
  • Vanilyayı yumurtaları çırpma aşamasında ilave edin. Vanilyanın amacı yumurta kokusunu alması. O nedenle yumurtanın en yoğun olduğu ilk aşamada vanilyayı eklemek gerçek amacına ulaştırıyor.
  • Şeker, yumurta ve vanilyayı rengi sarıdan beyaza doğru değişene kadar çırpın. En son kullanacağınız kabartma tozunun yarısını bu aşamada yumurtalara ekleyin ve biraz çırptığınızda oluşan kabarcıkları gözünüzle görün:)
  • Şimdi sıvıyağ, yoğurt, süt gibi malzemeleri ekleyebilirsiniz. Bunları çok çırpmanıza gerek yok.
UN KARIŞTIRMA
  • Unu ilave ederken mutlaka eleyerek ilave etmeli.
  • Un karışıma elendikten sonra çırpma işlemi yerine karıştırma eylemi tercih edilebilir.
  • Eğer kuruyemiş ya da minik meyve dilimleri eklemeyi düşünüyorsanız ya da damla çikolata, bunları una ilave edin. Unu kek karışımınıza eleyerek ilave ederken bu malzemeler de iyice unlanmış olacak. Bu sayede kek pişerken asla kalıbın dibine yapışmayacak.
  • Kabartma tozunu ve kakao, tarçın gibi diğer toz malzemeleri de una eleme aşamasında ilave edin.
  • Kalıbı yağladıktan sonra bir miktar un da üzerine ekleyip kalanı elenecek una ilave edebilirsiniz. Bu kekin dış kısmının farklı bir katman gibi pişmesini sağlar.
PİŞİRME
  • Fırın önceden ısıtılmış, istenen ısıya ulaşmış olmalı
  • Keki önce yüksek bir ısıda (180 derece) fırınla buluşturduktan sonra bir miktar ısısını düşürerek içinin daha yavaş ve iyi pişmesini sağlayabilirsiniz. (150-160 derece)
  • Kek fırınlandıktan sonra 25-45 dk içinde pişer. İlk 25 dk fırın açılmamalı.
  • Kekin piştiğini anlamak için bir kürdanı batırmak yeterli olur. Eğer kürdanda hiç bir hamur yoksa kekin içi pişmiş demektir. Yalnız eğer çok yoğun çikolata parçası kattıysanız kürdandaki bulaşığın erimiş çikolata olabileceğini hesaba ekleyin. Bu durumda başka bir alana tekrar batırmayı deneyin:)
  • Kek piştikten sonra fırında bekletmeyin.
SONRAKİ AŞAMALAR:
  • Keki biraz soğuduktan sonra ılıkken kalıptan çıkarın.
  • Tamamen soğuduktan sonra elinizin altındaki soslardan biriyle, bir parça pudra şekeri ile ya da reçel ile farklı bir sunum öneririm. Basit bir kek olmaktan çıkacaktır. Tabi bunun için tarifteki şeker miktarını azaltmalısınız. Dr Oetker’in beyaz çikolata sosu keklere çok yakışıyor. Kakaolu ve damla çikolatalı kek ile portakal reçelini deneyebilirsiniz.

 

Evde Hamburger; Lezzetli, Sağlıklı, Keyifli, Sakin, Dingin..

İzmir’in yazında, sıcak ve uzun gecelerinde uyuyamazdık. Halam o zamanlar genç kızdı. Sıklıkla tatillerde bize gelirdi. Geceleri korku filmi izlemeyi de severdi. Küçüktüm, daha ilkokula gidiyordum hatırlıyorum. Uyumak için herkes odasına çekildikten sonra ışıklar kapalı TVnin ışığında halamın ağzını şapırdatarak yediği sandviçini.. Korku filmi izleme ruhsatım henüz yoktu, biletsiz de o odaya giriş izni yoktu. O oda.. Bana hayalle karışık o kadar erişilmez ama muhteşem gelirdi.. Sadece halam geldiğinde gördüğüm loş ışık başka cezbederdi beni. Zira benim gördüğüm bir güneşin sıcak ışığı, bir de gece florasanın mavimsi ışığı idi. Gece o loş ışığı gördüğümde yerim belliydi. Kapının hemen girişindeki karaltı.. Uzaktan izlemeye gayret ederdim gizlice, her defasında da yakalanırdım hırsız izleyici olarak görevli memure halama. Sonra halam yanına oturtur korkunç sahnelerde önce gözümü kapatır sonra filme dalardı. Ben zaten korku efektleri başladı mı gözlerimi ekrandan başka bir tarafa halama doğru çevirirdim hep. Ve işte o sahne.. Halam elinde bilmem bu kez içine ne koyduğu muhteşem lezzetli sandviçi ile.. O film boyunca o sandviç sanki azar azar yenir, film boyunca elinde olurdu.. Bazen akşamdan kalan bir zeytinyağlı yemeği koyardı taze ekmeğin köşe tarafına bazen kahvaltılıklarla marul ve salatalar.. Benim favorim terayağlı olanlardı. Tereyağı, beyaz peynir, marul, domates, zeytin.. ya da tereyağı ve üzüm..

Bilmem küçüklükten mi kalmadır evde ekmek arası hazırlamanın başka bir lezzeti var bende. Sandviçlere özel ilgim buradan mı geliyor bilinmez.

Hülasa, Hamburgerimi evde bu halet-i ruhiye ile eyledim vesselam.

NOTLAR:

Hamburger köftesinin kıyması kasapta orta yağlı dana döşten büyük kıyım kıydırılır.

Köfte mutlaka önceden ısıtılmış ızgarada pişirilir. Hamburger ekmeği köfte pişmeden önce ızgarada ısıtılır ve hatta köftenin yağına bandırılır. (Ben fırın ızgarasını kullandım!)

Bu sıcacık çıtır ekmeğin içine köfte ile artık ne koysanız yenir.

 

“Ayşe Kadın” ile Sanatsal Çalışmalara İmza Atmak..

Önce soğanları yarım halka yarım halka attım tencereye. Ardından havucu ince ince doğradım üzerlerine. Ve sıra fasulyelere geldi..

Taze Fasulyelerin uçlarını tek tek ayıkladım, ortalarından uzunlamasına tane tane kesmeye tam başlamıştım ki o muhteşem desenler dünyasında buldum kendimi.. Ne kadar da güzel bir ahenkle dans ediyorlardı Ayşe Kadınlar doğal bir harmoninin içinde..

Her köşeden farklı desenler göz kırpıyordu objektifime.. Fotomodel edalarındaydı Ayşe Kadınlarım artık. Ben de akşam yemeğini unutmuştum o anda. Fotoğrafların büyüsünde bir o açıdan bir bu ışıkla pozlar alıyordum kare kare.

Bir müddet Ayşe Kadın ile bu ilişkimiz devam etti. Saat bilmem kaçı gösterdiğinde balkabağına değil ama yemeklik taze fasülyelere dönüşüverdiler soğan ve havuçların içinde hepsi de.

Sonrası mı.. Lezzetliydi zeytinyağlı taze fasülye:)

Taze Fasülyeye Entellektüel & Ansiklopedik Bir Bakış

Bu bol içli fasülye çeşidi ev hanımları literatüründe “boncuk ayşe” olarak geçiyor. Bizim market&pazar tezgahlarında bombeli taze fasülye gördünüz mü bu boncuk ayşedir.

Dünyada 130 çeşit taze fasülye çeşidi varmış. (Kaynak) Bizim evlerde kullandığımız ise yoğunluklu ayşe kadınlarla çalı versiyonları.

Bizim mutfağımızın yeşil fasülye ile 16.yy da tanışmış olabileceği konusunda söylemler var. Portekizliler’ce yenidünya’dan getirildiği iddialarıyla anavatanı Amerika diyor Mary Işım, Osmanlı Mutfak Sözlüğü kitabında. Portekizlilerce yenidünyadan getirilen fasülyenin Osmanlılarca Avrupa’ya yayılması nedeniyle de Türk Fasülyesi tabirinin Avrupa’da geçtiğini söylüyor. Hatta İtalya’da 17. yy başlarında barbunyaya Türk Fasülyesi  dendiğinden bahsetmiş. Ancak barbunya için olmasa da taze fasülye için yerli olmadığını ve ithal bir tohumdan yetiştirildiğinin bilindiğini belirtmiş.

Fasülyenin latincesi Phaseolus. Biz latincesinden almışız bu ismi. Ayşe Kadın’ın latincesi ise Phaselous Vulgaris. Osmanlıda 19. yyda Ayşe Kadına Hacı Kadın Fasülyesi de diyorlardı.

Türk mutfağında taze fasülyeden ziyade börülce, bakla ve maş mutfağımızda sıklıkla kullanılırmış. Beyaz fasülye içlerini irili ufaklı osmanlı pazarlarında gören Hollandalı Rauwolff (1573) halkın baklagillere düşkün olduğunu pilavla yemeyi sevdiklerini anlatmış. (L. Rauwolff isimli biliminsanımız bildiğiniz üzre kahveyi buradan Avrupa’ya götürüp nescafenin icadında rol alan şahsiyetlerdendi.)

İşte bizim erkeklerimizin ne kadar muhafazakar ve tutucu olduklarının bir göstergesi daha!! Taze fasülyeyi hem de içinde et olmazsa yiyecek Türk erkeği yok denecek kadar az. Ancak osmanlıdaki gibi eski usul kuru pilav olayına dönerse işler ziyafet sofrası oluverir her yer. Biz bayanların ne kadar yenilikçi, ilerlemeye açık karakterli olduğumuzu buradan anlıyoruz. Biz fasülyenin tazesini de yeriz, zeytinyağlısını yapar yeriz ve hatta onu buharda pişirir öyle de yiyebiliriz.

Kalın Sağlıcakla,

Vesselam..

 

 

 

 

Vişne ile Asma Yaprağı Sarma..

Vişne ile sarma sarmak

Vişne ile asma yaprağı sarmak.. Çömlekte pişirmek.. Hem de etli&vişneli..
Matbah Restaurantın Asitane’den transfer osmanlı mutfak ekibinden aldığım zeytinyağlı vişneli sarmanın tarifinden esinlendim etli vişneli sarmalar pişirdim çömlekte.
Zeytinyağlı tane vişneli yaprak sarma ve etli&vişneli asma yaprağı sarma 2 tarifi birarada paylaştım. Bir de sarmanın Türk mutfağındaki yeri ve tarihi hakkında kısa bir bilgi..
******

Tek tek çekirdekleri çıkarılan vişneler ve tane tane özenle sarılan asma yaprakları.. Müthiş sabır isteyen bir çalışma.

Tane Vişneli Zeytinyağlı Yaprak Sarma, Matbah Restaurant

Vişne zamanı malum.. Reçeli ve şerbeti kaynatılıyor evlerde. Geçtiğimiz kış Matbah Restaurant ‘ın mutfağında misafir idim. Yerleri Sultanahmet’te, Ottoman Hotel Imperial içinde. Osmanlı’nın çok özel saray yemeklerini sunuyorlar. Uyduruk da değil yemekleri, bayağı eski vesika karıştırmışlar bu tarifler için. Şefleri Kadir Bey’den vişne taneli yaprak sarma tarifini almıştım. Zeytinyağlı sarma vardı menülerinde ve her bir asma yaprağı için bir adet vişne ekleniyordu sarmaya. Pirinci 30 dk öncesinden ıslattığını söylemişti püf olarak şef. İçerisinde 1kg pirinç için 4 adet kuru soğan kullanmıştı. Kuru nane ile birlikte yaş nane, maydonoz, dereotu, tarçın, kuş üzümü, dolmalık fıstık, karabiber, pul biber, kimyon, şeker eklendiğini yazmışım notlarıma. Sarmaları koydukları çelik tencerenin en altına halka doğranmış soğan ve havuç üzerine sarmaları yerleştiriyorlardı. En üstünü de asma yaprağı ve halka limon dilimleri ile döşeyip kapağını kapatıyorlardı.Üzerinden mutlaka zeytinyağı gezdiriyorlardı. ve 1kg pirinç için 500 gr su ilavesi oluyordu tencereye. Her elden çıkan zeytinyağlı vişneli sarma bu kadar lezzetli olur mu bilmem ancak Matbah’ta hala deneyebilirsiniz.

Matbah Restaurant, Tane Vişneli Yaprak Sarma

Matbah Restaurant mutfağından tane vişneli yaprak sarma tarifi

Etli Vişneli Taze Yaprak Sarma

Bense Matbah’ta öğrendiğimden farklı olarak evde vişneli sarmayı etli bir iç ile denedim. İç harcımda sadece kıyma değil parça et de kullandım. Sarma gibi meşakkatli bir yemek bence yan tarafta zeytinyağlı olmayı hak etmiyor. O olsa olsa ana yemek olarak sunulmalı. O yapıldı mı ev sahibi takdimini tabaklara tek tek servis ederek özel bir ritüelle gerçekleştirmeli. Ki bu kısaca sarma denen yemeğin ne kadar özel ve zor olduğu anlaşılsın.. Yemeği yiyen asma yaprağının tek tek içle doldurularak sarıldığını her bir lokmada keşfetsin..

İç harcımda sadece kıyma değil parça et de kullandım. Nohut tanesi kadar minik doğradığım kuzu eti ile yağlı dana kıymayı karıştırdım. 400 gr kıyma için 100 gr kuzu et ve 200 gr kadar pirinç kullandım. Pirinci zeytinyağlı sarmada olduğu gibi önceden ıslatmadım ki pişme süresi etin pişirme süresi ile eşitlensin. Kokulu yasemin pirinç tercih ettim. BİM’den aldığım yasemin pirinç (pembe paketli) güzel performans gösterdi.Tarçın yerine de yenibahar ekledim. Diğer baharatlar Matbah’ınki ile aynı idi. Ve tabii zeytinyağlıda olmayan biber salça ve 3 adet sulu domates ekledim. Yeşillik olarak sadece maydonoz kullandım. 400 gr kıyma için 2 baş kuru soğan kullandım. Asma yapraklarının salamurasını değil de taze yapraklarını kullandım. Kolay sarılsın diye üzerine kaynar su ekledim sadece. Bence asma yaprağı sarma gurme bir lezzettir. Sadece taze yaprakla zamanında yapılmalıdı. Aslında herşey sadece zamanında ve tadında tüketilmeli. Her sene vakt-i zamanı geldiğinde buluşma gerçekleşmeli, özlem giderilmeli. Değer bilinmelli.. Kadri, kıymeti olmalı o lezzetin..

Bir diğer ayrıntısı da çömlekte pişmesiydi asma yapraklarının.. Çömlekteki sarmaların üzerinden en son bir miktar zeytinyağlı gezdirdim.

Tüm bu ayrıntılarla muhteşem gurme bir lezzet çıktı ortaya.

Özgür'ce Vişneli Etli Yaprak Sarma

 

Ama biz bunu hep yapmışız. Türkiye’nin çok farklı bölgelerinde fındık, ayva, ebegümeci, ıspanak, at kestanesi, marul, pazı, dut, kiraz yaprakları sarılmış pirince, bulgura.

Lisan-ı sevr ya da diğer adıyla hodan otu olarak bilinen ve osmanlıda çiçeklerinden reçel de yapılan otun yaprakları bile sarılmış bizim mutfaklarda.

Elimize geçen yaprakla sarıp sarmalamışız pirinci, bulguru, iç baklayı, mercimeği..

Sarma Çeşitleri, Özgür’ce Lezzetler

Sobada Bulgurlu Yaprak Sarma

Anneanne usulü soba ateşinde pişen sarma.. Anneannem içine pirinç ile birlikte bulgur ekliyordu. Sıvıyağ ile pişirilmişti, etsiz. Sıcak&soğuk servis edilebiliyor. Maydanoz, soğan, ve bahçenin yaprağı ile yapılan sarmayı bulabilmek çok kolay değil. Şanslıydım bu lezzeti tattığım için ;)

Lahana Sarma

Lahana sarmanın etlisi kışın ne kadar lezzetli oluyorsa hafif büyükçe ve bol dereotu,maydonoz, naneli zeytinyağlısı da yazın o kadar iyi gidiyor. Sıcak havalara denk gelen ramazan aylarında pilav yerine zeytinyağlı lahana sarma şiddetle önerilir.

İç Baklalı Minik Tokat Sarma

Tokat yöresinde yapılan içine iç bakla konan ve parmak gibi ince uzun değil de parmağın 1/3ü büyüklüğünde ve bol salçalı soslu bir sarma çeşidi daha var fotoğrafladığım. Bildiğimiz sarma çeşitlerini daha sıklıkla yapmaya karar verdiğim bir gün bu minik tombul sarmalar da pişecek mutfağımda..

Benim yediğim Tokat usulü iç baklalı sarmaya en yakın tarife bu linkte ulaştım.

Dünyaca Meşhur Lezzetimiz Döner Kebap

Döner Kebap

Dünyada tanınmış ismimiz “döner”

O kadar alıştık ki artık bazı kelimeleri kısaltmaya. Amerikan filmlerinde adı Leonardo olan genç “bana kısaca Leo diyebilirsin” derdi. Garipserdim hep, şimdi bize de bulaştı bu hastalık. Kaç kişi döneri tam ismiyle anıyor: “döner kebap” diyor ona.

Aslı kebap olan ve ana yemek modunda tüketilen döner fast food tarzını benimsendiğini görünce “bana kısaca Döner diyebilirsiniz” diye tanıtmış kendini. Tüm dünya bu lezzetle tanışmış diyebiliriz. Özellikle gurbetçilerin yoğun yaşadığı Avrupa ülkelerinde en başta da Almanya’da dönerciler neredeyse her sokakta.. Almanya’ya ilk gidişimde Köln Katedrali gezisi sonrası hemen oracıkta gördüğümde fotoğraflayıvermiştim o dönerciyi, sonradan öğrendim ki bu döner her yerde. Hem de sadece Türkler ve müslümanlar değil yerel halktan da rağbet iyi boyutlarda. Ancak lezzet konusunda oralarda avrupalılaştırılmıştı bence. Sanki döner değildi yediğim. Yağ yok, et lezzeti yok tatsız tuzsuz jambonumsu bişeydi o.

Köln Katedrali’ni gezdikten sonra mola verdiğimiz Dönerci.

Sonra Ortadoğuya da gitmiş bizim döner. Orada da “shawarma” adını kullanıyor. Shawarma (şevarma) diye okunuyor Türkçe “çevirme” kelimesinin Arapçaya geçmiş hali. Bozuk bir Türkçe ile çevirme diye anılıyor buralarda bizim döner. Mısır’da da bizi shawarma olarak karşılamış ve şaşırtmıştı. Buradaki Avrupadakilerden farklı olarak fazlasıyla yağlı idi. Suriye, Ürdün, Suudi Arabistan’da da shawarma çok satılan sokak yiyeceklerindenmiş onu da sonradan öğrendik.

Döneri bir de Wikipedi amcaya sorayım dedim. Meğer bizimkinin ne kadar meşhur olduğunu bir ben bilmiyormuşum.

Tunus‘ta mesela çok popülermiş, onların peri peri biberli acı bir sosları var harissa diye onunla bol acılı ve pita ekmeğine benzer tabuna isimli ekmeklerinin arasında yeniyormuş. Maqloub ismiyle bulabilirsiniz döneri burada biraz da acılı halde..

Vietnam‘a da gitmiş bizimki. Burada aslından hayli uzaklaşmış. Bir kere domuz etinden üretiliyor ve baget ekmek içinde servis ediliyormuş. Ayrıca beraberinde ekşi sebzeler ve acı sos ile tercih ediliyormuş. Burada yerel halk doner kebab ismi ile benimsemiş bu lezzetimizi.

İngiltere‘de barbekü sos, ketçap, mayonez ve bilimum fast food sosları da girmiş işin içine. Hatta pizza şeklini bile aldığı yerler olmuş. “Late night kebab” unvanını edinmiş burada. Nedeni geceyi alkolle zir zurna hale getirdikten sonra yağlı ve soğanlı donerin midelerini yatıştırdıklarını farketmişler. Avustralya‘dakiler de bunun farkında doner orada da böyle bir fenomene sahip.

Nijerya‘da ise sokak yiyeceğinden ziyade biraz daha asil bir yeri var dönerimizin. Genellikler buradaki restaurantların menülerinde bulunuyor.

Kanada‘da Donair ismiyle tanınıyor döner, hem de 1972’den bu yana.

Meksika‘da doner “tacos al pastor” ismiyle anılıyor. Yalnız Meksika’nın tacos al pastor’u diğerleri gibi yeni popüler olmaya başlamış değil. Eskilerden bu yana biliniyor ve bu isimle anılıyor. Sanki dönerin aynısı orada da icat edilmiş gibi. Görseniz bu doner dersiniz piriliş şeklinden ince dilimlerine kadar hepsi aynı. Sunum tabiki tortilla ekmeği üzerinde. Bir de sunumda soğan maydonoz yanısıra ananas var. Daha önce İspanya’da et ile pişmiş ananası tatmamış olsaydım nasıl bir zevk derdim ancak yakışacağını tahmin ediyorum. Ciddiyim:)

Bu arada komşularda da değişik isimleri var. Yunanlılar gyro diyorlar bizim dönere, ancak kendilerinin olduğunu savunmuyorlar henüz bildiğim kadarıyla. Ermenistan‘da tarna diyorlar. Kardeş ülke Azerbaycan ise sarmısak soslu tavuk dönere “şaurma” diyorlar. Sarımsak sossuza doner diyorlar.

Bayağı baş döndürücü bir yolculuğa çıkarttı döner bizi tüm dünyada. Türkiye’de de aslında bir çeşitliliğe sahip. Mesela doner ekmek arası ya da pilav üstü tercih edilen hali iken iskender olarak anılmaya başladığı anda işler değişiyor. Fast foodluktan çıkıp bir restaurantın porselen tabaklarına geçiveriyor yaprak dilimler. Kızarmış ekmek üstünde bol tereyağı ve salçalı sosu ile. Hemen de akla Bursa geliveriyor iskender denince.

Bir de Cağa Kebabı var. Döneri dik değil de yan çevir, pişir, oldu sana cağa kebap.. Erzurumlu dadaşlar yatık kebap da diyorlar kendisine.

Devrinde Evliya Çelebi de dönerden bahsetmiş. Sene binaltıyüzbilmemkaç!! Malatya‘da döner kebap için yapılan düzenekten bahsediliyor. ““Hayır sahipleri bu bahçelerdeki çeşitli çimenlikleri seki ve türlü sefa sürmek için de mutfaklarında su ile döner kebap değirmenleri yapmışlardır. Yüzlerce kebap şişlerini çarklara koyup dolaplarını akarsu ile döndürerek pek leziz ve taptaze kebap pişirirler.”

Herkesin dilinde tanınmış bir lezzet olmuş çıkmış bizim döner. “sen neymişsin be abi” diyeceğim muhtemelen bu yazıdan sonraki ilk döner ekmek ısırığımda.

Peki nerede yiyelim bu döneri?

Bu soruyu duyar gibi oldum. En lezzetli döner nerede yenir?

En kolay ulaşabileceğiniz en lezzetli fast food döner Bereket. Eminönünde herkes balık ekmek yer ben genellikle oradan bir döner ekmek alırım sokak atıştırmalığı olarak. İçine kışın ekledikleri mor lahana ve bol yeşillikli salata ve turşusunu beğeniyorum.

Biraz daha gurme bir lezzet için Dönerci Celal Usta önerilir. Yeri Ümraniye‘de, Vedat Milor da Mehmet Yaşin de güzel yorumlar yapmış bu mekan ile ilgili.

Bir başka gurme ise Bayramoğlu Döner. Gerçek odun ateşinde pişirdiği döneri ve dondurulmamış sarı patates kızartması ve gözünüzün önünde açılan incecik bir lavaşla ikramları var. Link verebileceğim bir sitesi yok, yeri Kavacık‘ta.

Ali Usta da Maltepe‘de lezzeti takdir edilmiş önünde kuyruklar oluşturmuş meşhur dönercilerden.

Dikkatinizi çekti mi hepsi Anadolu yakasında?!!