Ozgurce hakkında

Bolu Doğumlu. ODTÜ Tarih mezunu. Yemek üzerine eylemlerini ve fikirlerini paylaşmayı seviyor. Yemek fotoğrafları çekmeyi seviyor. Yemek tarihi ile ilgileniyor.

“Ayşe Kadın” ile Sanatsal Çalışmalara İmza Atmak..

Önce soğanları yarım halka yarım halka attım tencereye. Ardından havucu ince ince doğradım üzerlerine. Ve sıra fasulyelere geldi..

Taze Fasulyelerin uçlarını tek tek ayıkladım, ortalarından uzunlamasına tane tane kesmeye tam başlamıştım ki o muhteşem desenler dünyasında buldum kendimi.. Ne kadar da güzel bir ahenkle dans ediyorlardı Ayşe Kadınlar doğal bir harmoninin içinde..

Her köşeden farklı desenler göz kırpıyordu objektifime.. Fotomodel edalarındaydı Ayşe Kadınlarım artık. Ben de akşam yemeğini unutmuştum o anda. Fotoğrafların büyüsünde bir o açıdan bir bu ışıkla pozlar alıyordum kare kare.

Bir müddet Ayşe Kadın ile bu ilişkimiz devam etti. Saat bilmem kaçı gösterdiğinde balkabağına değil ama yemeklik taze fasülyelere dönüşüverdiler soğan ve havuçların içinde hepsi de.

Sonrası mı.. Lezzetliydi zeytinyağlı taze fasülye:)

Taze Fasülyeye Entellektüel & Ansiklopedik Bir Bakış

Bu bol içli fasülye çeşidi ev hanımları literatüründe “boncuk ayşe” olarak geçiyor. Bizim market&pazar tezgahlarında bombeli taze fasülye gördünüz mü bu boncuk ayşedir.

Dünyada 130 çeşit taze fasülye çeşidi varmış. (Kaynak) Bizim evlerde kullandığımız ise yoğunluklu ayşe kadınlarla çalı versiyonları.

Bizim mutfağımızın yeşil fasülye ile 16.yy da tanışmış olabileceği konusunda söylemler var. Portekizliler’ce yenidünya’dan getirildiği iddialarıyla anavatanı Amerika diyor Mary Işım, Osmanlı Mutfak Sözlüğü kitabında. Portekizlilerce yenidünyadan getirilen fasülyenin Osmanlılarca Avrupa’ya yayılması nedeniyle de Türk Fasülyesi tabirinin Avrupa’da geçtiğini söylüyor. Hatta İtalya’da 17. yy başlarında barbunyaya Türk Fasülyesi  dendiğinden bahsetmiş. Ancak barbunya için olmasa da taze fasülye için yerli olmadığını ve ithal bir tohumdan yetiştirildiğinin bilindiğini belirtmiş.

Fasülyenin latincesi Phaseolus. Biz latincesinden almışız bu ismi. Ayşe Kadın’ın latincesi ise Phaselous Vulgaris. Osmanlıda 19. yyda Ayşe Kadına Hacı Kadın Fasülyesi de diyorlardı.

Türk mutfağında taze fasülyeden ziyade börülce, bakla ve maş mutfağımızda sıklıkla kullanılırmış. Beyaz fasülye içlerini irili ufaklı osmanlı pazarlarında gören Hollandalı Rauwolff (1573) halkın baklagillere düşkün olduğunu pilavla yemeyi sevdiklerini anlatmış. (L. Rauwolff isimli biliminsanımız bildiğiniz üzre kahveyi buradan Avrupa’ya götürüp nescafenin icadında rol alan şahsiyetlerdendi.)

İşte bizim erkeklerimizin ne kadar muhafazakar ve tutucu olduklarının bir göstergesi daha!! Taze fasülyeyi hem de içinde et olmazsa yiyecek Türk erkeği yok denecek kadar az. Ancak osmanlıdaki gibi eski usul kuru pilav olayına dönerse işler ziyafet sofrası oluverir her yer. Biz bayanların ne kadar yenilikçi, ilerlemeye açık karakterli olduğumuzu buradan anlıyoruz. Biz fasülyenin tazesini de yeriz, zeytinyağlısını yapar yeriz ve hatta onu buharda pişirir öyle de yiyebiliriz.

Kalın Sağlıcakla,

Vesselam..

 

 

 

 

Vişne ile Asma Yaprağı Sarma..

Vişne ile sarma sarmak

Vişne ile asma yaprağı sarmak.. Çömlekte pişirmek.. Hem de etli&vişneli..
Matbah Restaurantın Asitane’den transfer osmanlı mutfak ekibinden aldığım zeytinyağlı vişneli sarmanın tarifinden esinlendim etli vişneli sarmalar pişirdim çömlekte.
Zeytinyağlı tane vişneli yaprak sarma ve etli&vişneli asma yaprağı sarma 2 tarifi birarada paylaştım. Bir de sarmanın Türk mutfağındaki yeri ve tarihi hakkında kısa bir bilgi..
******

Tek tek çekirdekleri çıkarılan vişneler ve tane tane özenle sarılan asma yaprakları.. Müthiş sabır isteyen bir çalışma.

Tane Vişneli Zeytinyağlı Yaprak Sarma, Matbah Restaurant

Vişne zamanı malum.. Reçeli ve şerbeti kaynatılıyor evlerde. Geçtiğimiz kış Matbah Restaurant ‘ın mutfağında misafir idim. Yerleri Sultanahmet’te, Ottoman Hotel Imperial içinde. Osmanlı’nın çok özel saray yemeklerini sunuyorlar. Uyduruk da değil yemekleri, bayağı eski vesika karıştırmışlar bu tarifler için. Şefleri Kadir Bey’den vişne taneli yaprak sarma tarifini almıştım. Zeytinyağlı sarma vardı menülerinde ve her bir asma yaprağı için bir adet vişne ekleniyordu sarmaya. Pirinci 30 dk öncesinden ıslattığını söylemişti püf olarak şef. İçerisinde 1kg pirinç için 4 adet kuru soğan kullanmıştı. Kuru nane ile birlikte yaş nane, maydonoz, dereotu, tarçın, kuş üzümü, dolmalık fıstık, karabiber, pul biber, kimyon, şeker eklendiğini yazmışım notlarıma. Sarmaları koydukları çelik tencerenin en altına halka doğranmış soğan ve havuç üzerine sarmaları yerleştiriyorlardı. En üstünü de asma yaprağı ve halka limon dilimleri ile döşeyip kapağını kapatıyorlardı.Üzerinden mutlaka zeytinyağı gezdiriyorlardı. ve 1kg pirinç için 500 gr su ilavesi oluyordu tencereye. Her elden çıkan zeytinyağlı vişneli sarma bu kadar lezzetli olur mu bilmem ancak Matbah’ta hala deneyebilirsiniz.

Matbah Restaurant, Tane Vişneli Yaprak Sarma

Matbah Restaurant mutfağından tane vişneli yaprak sarma tarifi

Etli Vişneli Taze Yaprak Sarma

Bense Matbah’ta öğrendiğimden farklı olarak evde vişneli sarmayı etli bir iç ile denedim. İç harcımda sadece kıyma değil parça et de kullandım. Sarma gibi meşakkatli bir yemek bence yan tarafta zeytinyağlı olmayı hak etmiyor. O olsa olsa ana yemek olarak sunulmalı. O yapıldı mı ev sahibi takdimini tabaklara tek tek servis ederek özel bir ritüelle gerçekleştirmeli. Ki bu kısaca sarma denen yemeğin ne kadar özel ve zor olduğu anlaşılsın.. Yemeği yiyen asma yaprağının tek tek içle doldurularak sarıldığını her bir lokmada keşfetsin..

İç harcımda sadece kıyma değil parça et de kullandım. Nohut tanesi kadar minik doğradığım kuzu eti ile yağlı dana kıymayı karıştırdım. 400 gr kıyma için 100 gr kuzu et ve 200 gr kadar pirinç kullandım. Pirinci zeytinyağlı sarmada olduğu gibi önceden ıslatmadım ki pişme süresi etin pişirme süresi ile eşitlensin. Kokulu yasemin pirinç tercih ettim. BİM’den aldığım yasemin pirinç (pembe paketli) güzel performans gösterdi.Tarçın yerine de yenibahar ekledim. Diğer baharatlar Matbah’ınki ile aynı idi. Ve tabii zeytinyağlıda olmayan biber salça ve 3 adet sulu domates ekledim. Yeşillik olarak sadece maydonoz kullandım. 400 gr kıyma için 2 baş kuru soğan kullandım. Asma yapraklarının salamurasını değil de taze yapraklarını kullandım. Kolay sarılsın diye üzerine kaynar su ekledim sadece. Bence asma yaprağı sarma gurme bir lezzettir. Sadece taze yaprakla zamanında yapılmalıdı. Aslında herşey sadece zamanında ve tadında tüketilmeli. Her sene vakt-i zamanı geldiğinde buluşma gerçekleşmeli, özlem giderilmeli. Değer bilinmelli.. Kadri, kıymeti olmalı o lezzetin..

Bir diğer ayrıntısı da çömlekte pişmesiydi asma yapraklarının.. Çömlekteki sarmaların üzerinden en son bir miktar zeytinyağlı gezdirdim.

Tüm bu ayrıntılarla muhteşem gurme bir lezzet çıktı ortaya.

Özgür'ce Vişneli Etli Yaprak Sarma

 

Ama biz bunu hep yapmışız. Türkiye’nin çok farklı bölgelerinde fındık, ayva, ebegümeci, ıspanak, at kestanesi, marul, pazı, dut, kiraz yaprakları sarılmış pirince, bulgura.

Lisan-ı sevr ya da diğer adıyla hodan otu olarak bilinen ve osmanlıda çiçeklerinden reçel de yapılan otun yaprakları bile sarılmış bizim mutfaklarda.

Elimize geçen yaprakla sarıp sarmalamışız pirinci, bulguru, iç baklayı, mercimeği..

Sarma Çeşitleri, Özgür’ce Lezzetler

Sobada Bulgurlu Yaprak Sarma

Anneanne usulü soba ateşinde pişen sarma.. Anneannem içine pirinç ile birlikte bulgur ekliyordu. Sıvıyağ ile pişirilmişti, etsiz. Sıcak&soğuk servis edilebiliyor. Maydanoz, soğan, ve bahçenin yaprağı ile yapılan sarmayı bulabilmek çok kolay değil. Şanslıydım bu lezzeti tattığım için ;)

Lahana Sarma

Lahana sarmanın etlisi kışın ne kadar lezzetli oluyorsa hafif büyükçe ve bol dereotu,maydonoz, naneli zeytinyağlısı da yazın o kadar iyi gidiyor. Sıcak havalara denk gelen ramazan aylarında pilav yerine zeytinyağlı lahana sarma şiddetle önerilir.

İç Baklalı Minik Tokat Sarma

Tokat yöresinde yapılan içine iç bakla konan ve parmak gibi ince uzun değil de parmağın 1/3ü büyüklüğünde ve bol salçalı soslu bir sarma çeşidi daha var fotoğrafladığım. Bildiğimiz sarma çeşitlerini daha sıklıkla yapmaya karar verdiğim bir gün bu minik tombul sarmalar da pişecek mutfağımda..

Benim yediğim Tokat usulü iç baklalı sarmaya en yakın tarife bu linkte ulaştım.

Dünyaca Meşhur Lezzetimiz Döner Kebap

Döner Kebap

Dünyada tanınmış ismimiz “döner”

O kadar alıştık ki artık bazı kelimeleri kısaltmaya. Amerikan filmlerinde adı Leonardo olan genç “bana kısaca Leo diyebilirsin” derdi. Garipserdim hep, şimdi bize de bulaştı bu hastalık. Kaç kişi döneri tam ismiyle anıyor: “döner kebap” diyor ona.

Aslı kebap olan ve ana yemek modunda tüketilen döner fast food tarzını benimsendiğini görünce “bana kısaca Döner diyebilirsiniz” diye tanıtmış kendini. Tüm dünya bu lezzetle tanışmış diyebiliriz. Özellikle gurbetçilerin yoğun yaşadığı Avrupa ülkelerinde en başta da Almanya’da dönerciler neredeyse her sokakta.. Almanya’ya ilk gidişimde Köln Katedrali gezisi sonrası hemen oracıkta gördüğümde fotoğraflayıvermiştim o dönerciyi, sonradan öğrendim ki bu döner her yerde. Hem de sadece Türkler ve müslümanlar değil yerel halktan da rağbet iyi boyutlarda. Ancak lezzet konusunda oralarda avrupalılaştırılmıştı bence. Sanki döner değildi yediğim. Yağ yok, et lezzeti yok tatsız tuzsuz jambonumsu bişeydi o.

Köln Katedrali’ni gezdikten sonra mola verdiğimiz Dönerci.

Sonra Ortadoğuya da gitmiş bizim döner. Orada da “shawarma” adını kullanıyor. Shawarma (şevarma) diye okunuyor Türkçe “çevirme” kelimesinin Arapçaya geçmiş hali. Bozuk bir Türkçe ile çevirme diye anılıyor buralarda bizim döner. Mısır’da da bizi shawarma olarak karşılamış ve şaşırtmıştı. Buradaki Avrupadakilerden farklı olarak fazlasıyla yağlı idi. Suriye, Ürdün, Suudi Arabistan’da da shawarma çok satılan sokak yiyeceklerindenmiş onu da sonradan öğrendik.

Döneri bir de Wikipedi amcaya sorayım dedim. Meğer bizimkinin ne kadar meşhur olduğunu bir ben bilmiyormuşum.

Tunus‘ta mesela çok popülermiş, onların peri peri biberli acı bir sosları var harissa diye onunla bol acılı ve pita ekmeğine benzer tabuna isimli ekmeklerinin arasında yeniyormuş. Maqloub ismiyle bulabilirsiniz döneri burada biraz da acılı halde..

Vietnam‘a da gitmiş bizimki. Burada aslından hayli uzaklaşmış. Bir kere domuz etinden üretiliyor ve baget ekmek içinde servis ediliyormuş. Ayrıca beraberinde ekşi sebzeler ve acı sos ile tercih ediliyormuş. Burada yerel halk doner kebab ismi ile benimsemiş bu lezzetimizi.

İngiltere‘de barbekü sos, ketçap, mayonez ve bilimum fast food sosları da girmiş işin içine. Hatta pizza şeklini bile aldığı yerler olmuş. “Late night kebab” unvanını edinmiş burada. Nedeni geceyi alkolle zir zurna hale getirdikten sonra yağlı ve soğanlı donerin midelerini yatıştırdıklarını farketmişler. Avustralya‘dakiler de bunun farkında doner orada da böyle bir fenomene sahip.

Nijerya‘da ise sokak yiyeceğinden ziyade biraz daha asil bir yeri var dönerimizin. Genellikler buradaki restaurantların menülerinde bulunuyor.

Kanada‘da Donair ismiyle tanınıyor döner, hem de 1972’den bu yana.

Meksika‘da doner “tacos al pastor” ismiyle anılıyor. Yalnız Meksika’nın tacos al pastor’u diğerleri gibi yeni popüler olmaya başlamış değil. Eskilerden bu yana biliniyor ve bu isimle anılıyor. Sanki dönerin aynısı orada da icat edilmiş gibi. Görseniz bu doner dersiniz piriliş şeklinden ince dilimlerine kadar hepsi aynı. Sunum tabiki tortilla ekmeği üzerinde. Bir de sunumda soğan maydonoz yanısıra ananas var. Daha önce İspanya’da et ile pişmiş ananası tatmamış olsaydım nasıl bir zevk derdim ancak yakışacağını tahmin ediyorum. Ciddiyim:)

Bu arada komşularda da değişik isimleri var. Yunanlılar gyro diyorlar bizim dönere, ancak kendilerinin olduğunu savunmuyorlar henüz bildiğim kadarıyla. Ermenistan‘da tarna diyorlar. Kardeş ülke Azerbaycan ise sarmısak soslu tavuk dönere “şaurma” diyorlar. Sarımsak sossuza doner diyorlar.

Bayağı baş döndürücü bir yolculuğa çıkarttı döner bizi tüm dünyada. Türkiye’de de aslında bir çeşitliliğe sahip. Mesela doner ekmek arası ya da pilav üstü tercih edilen hali iken iskender olarak anılmaya başladığı anda işler değişiyor. Fast foodluktan çıkıp bir restaurantın porselen tabaklarına geçiveriyor yaprak dilimler. Kızarmış ekmek üstünde bol tereyağı ve salçalı sosu ile. Hemen de akla Bursa geliveriyor iskender denince.

Bir de Cağa Kebabı var. Döneri dik değil de yan çevir, pişir, oldu sana cağa kebap.. Erzurumlu dadaşlar yatık kebap da diyorlar kendisine.

Devrinde Evliya Çelebi de dönerden bahsetmiş. Sene binaltıyüzbilmemkaç!! Malatya‘da döner kebap için yapılan düzenekten bahsediliyor. ““Hayır sahipleri bu bahçelerdeki çeşitli çimenlikleri seki ve türlü sefa sürmek için de mutfaklarında su ile döner kebap değirmenleri yapmışlardır. Yüzlerce kebap şişlerini çarklara koyup dolaplarını akarsu ile döndürerek pek leziz ve taptaze kebap pişirirler.”

Herkesin dilinde tanınmış bir lezzet olmuş çıkmış bizim döner. “sen neymişsin be abi” diyeceğim muhtemelen bu yazıdan sonraki ilk döner ekmek ısırığımda.

Peki nerede yiyelim bu döneri?

Bu soruyu duyar gibi oldum. En lezzetli döner nerede yenir?

En kolay ulaşabileceğiniz en lezzetli fast food döner Bereket. Eminönünde herkes balık ekmek yer ben genellikle oradan bir döner ekmek alırım sokak atıştırmalığı olarak. İçine kışın ekledikleri mor lahana ve bol yeşillikli salata ve turşusunu beğeniyorum.

Biraz daha gurme bir lezzet için Dönerci Celal Usta önerilir. Yeri Ümraniye‘de, Vedat Milor da Mehmet Yaşin de güzel yorumlar yapmış bu mekan ile ilgili.

Bir başka gurme ise Bayramoğlu Döner. Gerçek odun ateşinde pişirdiği döneri ve dondurulmamış sarı patates kızartması ve gözünüzün önünde açılan incecik bir lavaşla ikramları var. Link verebileceğim bir sitesi yok, yeri Kavacık‘ta.

Ali Usta da Maltepe‘de lezzeti takdir edilmiş önünde kuyruklar oluşturmuş meşhur dönercilerden.

Dikkatinizi çekti mi hepsi Anadolu yakasında?!!

 

Neo Karnıyarık

 Eskiler ne güzel de isimler vermiş yediklerine, içtiklerine.. Karnıyarık demişler, İmambayıldı demişler. Çünkü “nimet“lerine değer vermişler, saygınlıklarını isimleriyle yaşatmak istemişler o lezzetlerin. Ellerinde twitter gözleri ekranda yememişler. Hep ne yediklerini bilmişler. Görerek, hissederek bir gurme edasıyla atmışlar lokmaları ağızlarına.

Gerçekmiş eskiden herşey.. Lokmaların hepsi kendi tatlarıymış. Ne ise o imiş yedikleri. Katkılarlar, aromalarla makyajlanmış değilmiş. Görüntüde ne varsa içinde de o varmış. Yamuk yokmuş yediklerinde. İnsanlar da sahte değildi muhtemelen, korkak da değildi başka makyajların arkasına saklanan.

İmambayıldının Hikayesi:

Karnıyarıkın Farkı

Ve’l hasıl-ı kelam (bu kelime de dua gibi oldu:), karnıyarık güzeldir, iyidir, hoştur. Onun bir de kardeşi vardır adı imambayıldıdır. Türk mutfağının klasiklerinden ve eskilerinde bu iki lezzeti pek çok kişi aynı sanır. Halbuki öyle değildir. Karnıyarık etli, İmambayıldı zeytinyağlıdır, etsizdir, soğuk servis edilir. Ayrıca Karnıyarıkın bir hikayesi yoktur, İmambayıldının ise hikayeleri vardır. İmamın karısı tarafından yapılan bu yemek imamın etlisini beklerken domates, soğanlısını görünce hayal kırıklığından bayılmasını ya da etsiz olmasına rağmen lezzetiyle imamın beğenisini kazandığından bu ismi aldığı anlatılagelmiş. Gregory McNamee, Movable Feasts: The History, Science, and Lore of Food isimli kitabında da zengin bir tüccar kızı ile evlenen imamın karısının çeyizi ile getirdiği zeytinyağı ile yaptığı bu yemeği çok beğendiğini ve zeytinyağı bittiğinde de imambayıldı ismi aldığını yazmış. Mary Işım, Osmanlı Mutfak Sözlüğü kitabında imambayıldı yemeğine 1844  yılında yazılmış bir yemek kitabında ilk defa raslandığını söylüyor. Karnıyarık ise 13. yyla ait bir Arapça yemek kitabında bir tatlı ismi olarak türkçe “karnı yaruk” olarak geçiyor demiş Işım. Muhtemelen imambayıldıdan daha eski bir lezzet olan karnıyarık 19. yy öncesinde keşfedilmişti.

Geleneksellerimizden karnıyarığın alışılmış tarifini vikipedi şöyle vermiş:

Patlıcanlar soyulduktan sonra ortalarından yarılır, ve bu halde kızartılmaya bırakılır. Bu arada kıyma, domates, soğan ve tuzdan oluşan bir harç hazırlanır. Bu harç patlıcanların ortasındaki yarıklara doldurulur. Bu şekilde hazırlanan patlıcanlar bir tepsiye yerleştirilir. Üstlerine domates ve isteğe göre biber de yerleştirilerek yemek pişmeye bırakılır

Yukarıdaki tarife göre patlıcanlar iyi yağ çeker. Beden gücünün yoğunluklu kullanıldığı dönemlerde pek problem olmayan bu tarif günümüze uyarlanmalıydı. Ayrıca basit de olmalıydı, çağımızda zaman en önemli hazinelerimizden. Aşinası olduğumuz ve klasiklerden bu lezzeti kolay ve az yağlı hale geldi adı da Neo Karnıyarık oldu.

Neo Karnıyarık için internette yelpaze şeklinde patlıcanlarını beğendiğim bir siteden esinlendim. Patlıcanım normal ince uzun bir patlıcan idi. Arasına kıyma doldurunca resimdeki gibi tombul top patlıcan şeklini aldı.

Neo Karnıyarık’ım 5 dkda fırınlandı, 30dk sonunda yemek masamdaydı.

Şöyle ki, hazır köfteyi yelpaze şeklinde kestiğim patlıcanın yapraklarının arasına doldurdum. Tepside biraz sıvıyağ ile buluşturdum. Önceden ısıttığım 200 derece fırına sürdüm. Sonra ısısını bir miktar düşürüp üzerine alüminyum folyo serdim. Çıkmasına yakın rendelediğim domatesi gezdirdim. Folyoyu açtım. Fırını kapatıp dinlendirdim.

Bu karnıyarıkta yağ yok denecek kadar az.. Hazırlık süresi yok denecek kadar az. Şekli alışılmışın biraz dışında..  Ancak lezzeti tam Türk damak tadı.

Fesleğenle Kahvaltı Yapmak

 

Hayatımızdaki tekdüzeliklerden sıkılmışız. Bazen tebdil-i mekanla bile ferahlık ararken aslında ufak şeylerle “refresh”lenebiliriz. Ben de bu sabah bu noktadan yola çıktım. Sıradan kahvaltı tabağı yerine kocaman bir servis tabağı, her zamanki kahvaltılıklar yerine dolaptaki malzemeleri karıştırdım.. “Freeday”im free takıldı, kendine geldi.. Cumam bereketlendi, huzur doldu, şükür doldu.

Aman dikkat!!

Alışılmışın dışında bir kahvaltı tabağı ile haftasonunu tazelemek iyi fikir.

Yalnız bu tabağı bayanların eşlerine yapmalarını önermem pişman olursunuz.. Beyler haftasonu sevgililerine yapsınlar mest olurlar!!

Fesleğen meğer ne kadar değerliymiş!! Buyrun

DNA HASARIYLA MÜCADELE Yunanca’da ‘kraliyet’ anlamına gelen, binlerce yıldır bir bitkisel ilaç olarak kullanılan fesleğen, günümüzde de en yaygın sağlık sorunlarıyla mücadele yollarından biri olmaya devam ediyor. İçerdiği yüksek antioksidan yağları, K vitamini ve ağır miktarda kalsiyum ile besin değeri açısından çok zengin olan fesleğen; DNA hasarına karşı mücadelede son derece etkilidir. Fesleğen, reyhan ve nane benzeri yapraklar; beta-kariyofilen içerir. Beta-kariyofilen de; artrit ve inflamatuar bağırsak hastalığı gibi rahatsızlıkların tedavisinde etkili bir maddedir. Fesleğenin en büyük faydalarından biri, kişiyi DNA hasarından korumasıdır. Yani, genetik bilginin depolanmasını korumaya yardımcı olur. DNA; kromozom olarak adlandırılan işlevsel birimlerdir. Kromozomlar, hücre içinde genetik değişimlere uğrayabilir ve kanserin büyümesine bağlı DNA mutasyonlarına veya serbest radikallerin aktivasyonuna neden olabilir.#Sayfa#
ÖDEME KARŞI ETKİLİ Fesleğendeki suda çözünen flavonoidler (orientin ve vicenin) radyasyona karşı hücresel düzeyde koruma sağlamaktadır. Yapılan çalışmalarda fesleğenin, patojen bakterilerin büyümesini engellediği de görülmüştür. İranlı bilim adamlarının yaptığı bir çalışmada da fesleğendeki yağların insan sağlığı üzerinde olumlu etkileri olduğu ortaya çıkmıştır. Journal Physicology ve Biochemistry dergisinde yayınlanan bir başka araştırmaya göre ise fesleğenin, akciğer enfeksiyonları ile ilişkili bakterilerin büyümesini kısıtladığı ortaya çıkmıştır. Malezya’da University Science of Malasia’da fareler üzerine yapılan bir çalışmada ise fesleğenin ödeme karşı etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Fesleğenin; hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucu, akciğer ve kolon kanserlerinde tümör erimesini sağladığı ve immün yetmezliğini ortadan kaldırdığı da bilinmektedir.
KALP SAĞLIĞI İÇİN SON DERECE YARARLI Magnezyum ve beta-karoten açısından zengin olan fesleğen, kalp sağlığı için çok önemlidir. Araştırmacılar, yüksek antioksidan içeriği nedeniyle fesleğenin kalp sağlığı üzerinde de olumlu etkisi olduğunu belirtmişlerdir. Yapılan araştırmalarda; fesleğen yaprağı ekstresinin, yüksek kolestrolü düşürdüğü gözlemlenmiştir. Ayrıca fesleğenin, yüksek total kolestrol ve LDL kolestrol gelişimini de engellediği saptanmıştır.
ÖLÜM ORANINI DÜŞÜRÜYOR Netherlands National Institute for Public Health tarafından yapılan araştırmada; 15 yıl boyunca C vitamini kullanan ve fesleğen tüketen 65 yaş ve üzeri erkeklerde kalp hastalığı ile ölüm arasındaki ilişki değerlendirilmiş, yaş ve sigara dikkate alındığında, kalp hastalığından ölüm oranının yüzde 20 civarında azaldığı görülmüştür. #Sayfa#
DİYABETLE SAVAŞIYOR Fesleğen, diyabetle savaşta da etkilidir. Hindistan’da yapılan bir araştırmada; iki tip diyabeti olan 40 hastaya günde bir toz kurutulmuş fesleğen yaprağı verilmiş ve sonucunda da açlık ve tokluk kan şekerlerinin düştüğü görülmüştür.
STRESE KARŞI DA KULLANILABİLİR Stresli bir hayat süren, kronik stres ve stres anksiyeteye bağlı bozukluklar yaşayan hastaların rahatsızlıklarıyla mücadelede de fesleğenin çok etkili olduğu biliniyor.
CİNSEL SORUNLAR AZALIYOR Bilim adamları, erkek ve kadınlardan oluşan 158 kişilik bir grubun gösterdiği stres belirtileri üzerine, fesleğen ekstresinin etkisini incelemişler. Altı hafta boyunca günde 1200 mg. fesleğen ekstresi alan hastalarda; uyku problemleri, yorgunluk ve unutkanlık gibi semptomların yüzde 39 oranında, stres kaynaklı cinsel sorunlarda ise yüzde 87.5 oranında azaldığı görülmüş.

Yararlı Bilgiler Kaynak:http://www.ezberim.com/bitkiler-yararlari/72945-feslegen-otunun-faydalari-yararlari/

Fotoğraflar ve Tabak Tasarımı:  Özgür İLK

Patatesten Pastalar Yapmak

Haşlanmış patatesin sevmeyeni de varmış, öğrendiğimde şaşırdım. Genelde Bolu eşrafında çok beğenilen, kumpil, paşa pilavı gibi çeşitli isimlerle adı yüceltilen patates nasıl sevilmez haşlanmışına nasıl burun kıvırılır bilemedim şimdi.

Çocukken İzmir’de annemin çay saatinde yaptığı bir tarifi vardı. Haşlanmış ve püre haline getirilmiş patates ve yeşillikleri kat kat bir tabağa yerleştirir üzerine de sarımsaklı yoğurt dökerdi. Sıcak havalarda bu soğuk ama doyurucu salatayı afiyetle yerdik. Patatesten pasta idi onun adı biz çocuklar arasında..

Patatesten pastayı biraz modernize ettim. Ara katlara elimdeki soğuk salatalardan yerleştirdim. Yoğurtlu şalgam salatası, yeşil soğanlı maydonozlu salata,  kırmızı biberli yumurta salatası.. Yanında da aromasına bayıldığım ev yapımı limonata.

Resimle bir güzellik bu kadar katledilebilirdi başardık. Ancak pembe pancar salatası, sarı yumurta, yeşil, sarı patates ve kırmızı biber renk uyumu en az lezzet uyumu kadar güzeldi.

***

Patatese haksızlık ediyormuşum!!  Genellikle içinde nişastadan başka bir şey olmadığını düşündüğüm patates kardeş beni seninle ilgili okuduklarımdan sonra, sen benim için değerlisin. Meğer sadece mide şişiren damağa hoş gelen bir lezzet değilmişsin!

İçinde, su, karbonhidratlar, fosfor, demir, manganez, bakır, sodyum ve kalsiyum gibi madensel tuzlar, B, B1, B6, K, PP vitaminleri bulunan patates çok zengin bir besindir. İçinde çok sayıda madensel tuz ve vitamin bulunduğundan, organizmanın madensel tuz ve vitamin gereksinimini karşılar. Yapısında bulunan B vitamini bileşikleri sinir sistemini düzene sokar. Enerji verir, beden işçileri patates sayesinde daha az yorgunluk duyarlar.
Mideyi Onarır: Milletçe, baharatlı, acılı ve ekşili yemeklere düşkün olduğumuzdan, çoğumuz mide rahatsızlıklarından yakınırız. Patates mide gazlannı giderir, mide gastritleri ve ülserlerine karşı ilaçtır. Safra kesesi ve karaciğerdeki yangıları iyileştirir. Şeker hastalarına dokunmaz. Basura iyi gelir.
Susatmaz: Patatesin yapısında su bulunduğu için, aynı zamanda organizmanın su ihtiyacını da karşılar.
Kansere Karşı İlaçtır: Avusturyalı doktor R.Bireuss 1950 yılından beri patatesi kansere karşı doğal ilaç olarak uyguluyor ve kanserli hastalarına patates kürleri yaptırıyor.

Kanı Zehirlerden Temizler: Hava kirliliği, radyasyon, sanayi ve tanm ilaçlarının kimyasal artıklarına karşı kanı zehirlerden temizler ve hücreleri yeniler.
Kadını Güzelleştirir: Patateste bulunan manganez kadın cildinin dostudur. Bu değerli sebze yalnız yenerek değil, kremler ve masklar yoluyla da kadın tenini güzelleştirir, cilde gerginlik kazandırır.
Cinsel Gücü Arttırır: Yapısında fosfor bulunduğu için patates erkeğin cinsel gücünü arttırır. İtalyanlar patatese “Aşk yatağının kaloriferi” ismini verirler.

Nasıl Alacaksınız?
1-
Patatesin iki cinsi vardır. Birinci cinsin eti sarıdır. İkincisinin ise eti yeşile çalar. Eti yeşile çalan patates Avrupada hayvan yemi olarak kullanılır.
2- Makbul patates eti taze iken beyaz, bekletilmemiş iken san olan patatesdir.
3- Patatesin kabuğunu tırnağınızla kazıyın, kabuğu hafifçe kaldırın. İçi sarıysa düşünmeden satın alın. Hem lezzetli hem daha dayanıklıdır.

 

 

 

Özgür’ce Karagöz Buğulama

Karagöz balığından çorba güzel olur evet. Pekii, karagözün sulu yemek usulü nasıl olurdu dersiniz?

 

Denedim, görüntü güzeldi ama yaz mevsimi için ağır bir lezzet olduğunu farkettirdi. Yazın kesinlikle sadece ızgara balık derim, kesinlikle!

Uyguladığım tarifi paylaşıyorum, hatayı nerede yaptığımla ilgili yorumlara açığım:)

1 iri karagöz balığı

1 iri patates

1 iri havuç

1 kuru soğan

yarım limon

krema yerine biraz kaymak

Tüm malzemeleri teflon kaba dizip biraz harlı ateşte zeytin yapı ile tutup ardından sıcak suyu ve limonunu ekleyip pişmesini bekledim. En son