“Ayşe Kadın” ile Sanatsal Çalışmalara İmza Atmak..

Önce soğanları yarım halka yarım halka attım tencereye. Ardından havucu ince ince doğradım üzerlerine. Ve sıra fasulyelere geldi..

Taze Fasulyelerin uçlarını tek tek ayıkladım, ortalarından uzunlamasına tane tane kesmeye tam başlamıştım ki o muhteşem desenler dünyasında buldum kendimi.. Ne kadar da güzel bir ahenkle dans ediyorlardı Ayşe Kadınlar doğal bir harmoninin içinde..

Her köşeden farklı desenler göz kırpıyordu objektifime.. Fotomodel edalarındaydı Ayşe Kadınlarım artık. Ben de akşam yemeğini unutmuştum o anda. Fotoğrafların büyüsünde bir o açıdan bir bu ışıkla pozlar alıyordum kare kare.

Bir müddet Ayşe Kadın ile bu ilişkimiz devam etti. Saat bilmem kaçı gösterdiğinde balkabağına değil ama yemeklik taze fasülyelere dönüşüverdiler soğan ve havuçların içinde hepsi de.

Sonrası mı.. Lezzetliydi zeytinyağlı taze fasülye:)

Taze Fasülyeye Entellektüel & Ansiklopedik Bir Bakış

Bu bol içli fasülye çeşidi ev hanımları literatüründe “boncuk ayşe” olarak geçiyor. Bizim market&pazar tezgahlarında bombeli taze fasülye gördünüz mü bu boncuk ayşedir.

Dünyada 130 çeşit taze fasülye çeşidi varmış. (Kaynak) Bizim evlerde kullandığımız ise yoğunluklu ayşe kadınlarla çalı versiyonları.

Bizim mutfağımızın yeşil fasülye ile 16.yy da tanışmış olabileceği konusunda söylemler var. Portekizliler’ce yenidünya’dan getirildiği iddialarıyla anavatanı Amerika diyor Mary Işım, Osmanlı Mutfak Sözlüğü kitabında. Portekizlilerce yenidünyadan getirilen fasülyenin Osmanlılarca Avrupa’ya yayılması nedeniyle de Türk Fasülyesi tabirinin Avrupa’da geçtiğini söylüyor. Hatta İtalya’da 17. yy başlarında barbunyaya Türk Fasülyesi  dendiğinden bahsetmiş. Ancak barbunya için olmasa da taze fasülye için yerli olmadığını ve ithal bir tohumdan yetiştirildiğinin bilindiğini belirtmiş.

Fasülyenin latincesi Phaseolus. Biz latincesinden almışız bu ismi. Ayşe Kadın’ın latincesi ise Phaselous Vulgaris. Osmanlıda 19. yyda Ayşe Kadına Hacı Kadın Fasülyesi de diyorlardı.

Türk mutfağında taze fasülyeden ziyade börülce, bakla ve maş mutfağımızda sıklıkla kullanılırmış. Beyaz fasülye içlerini irili ufaklı osmanlı pazarlarında gören Hollandalı Rauwolff (1573) halkın baklagillere düşkün olduğunu pilavla yemeyi sevdiklerini anlatmış. (L. Rauwolff isimli biliminsanımız bildiğiniz üzre kahveyi buradan Avrupa’ya götürüp nescafenin icadında rol alan şahsiyetlerdendi.)

İşte bizim erkeklerimizin ne kadar muhafazakar ve tutucu olduklarının bir göstergesi daha!! Taze fasülyeyi hem de içinde et olmazsa yiyecek Türk erkeği yok denecek kadar az. Ancak osmanlıdaki gibi eski usul kuru pilav olayına dönerse işler ziyafet sofrası oluverir her yer. Biz bayanların ne kadar yenilikçi, ilerlemeye açık karakterli olduğumuzu buradan anlıyoruz. Biz fasülyenin tazesini de yeriz, zeytinyağlısını yapar yeriz ve hatta onu buharda pişirir öyle de yiyebiliriz.

Kalın Sağlıcakla,

Vesselam..