Neo Karnıyarık

 Eskiler ne güzel de isimler vermiş yediklerine, içtiklerine.. Karnıyarık demişler, İmambayıldı demişler. Çünkü “nimet“lerine değer vermişler, saygınlıklarını isimleriyle yaşatmak istemişler o lezzetlerin. Ellerinde twitter gözleri ekranda yememişler. Hep ne yediklerini bilmişler. Görerek, hissederek bir gurme edasıyla atmışlar lokmaları ağızlarına.

Gerçekmiş eskiden herşey.. Lokmaların hepsi kendi tatlarıymış. Ne ise o imiş yedikleri. Katkılarlar, aromalarla makyajlanmış değilmiş. Görüntüde ne varsa içinde de o varmış. Yamuk yokmuş yediklerinde. İnsanlar da sahte değildi muhtemelen, korkak da değildi başka makyajların arkasına saklanan.

İmambayıldının Hikayesi:

Karnıyarıkın Farkı

Ve’l hasıl-ı kelam (bu kelime de dua gibi oldu:), karnıyarık güzeldir, iyidir, hoştur. Onun bir de kardeşi vardır adı imambayıldıdır. Türk mutfağının klasiklerinden ve eskilerinde bu iki lezzeti pek çok kişi aynı sanır. Halbuki öyle değildir. Karnıyarık etli, İmambayıldı zeytinyağlıdır, etsizdir, soğuk servis edilir. Ayrıca Karnıyarıkın bir hikayesi yoktur, İmambayıldının ise hikayeleri vardır. İmamın karısı tarafından yapılan bu yemek imamın etlisini beklerken domates, soğanlısını görünce hayal kırıklığından bayılmasını ya da etsiz olmasına rağmen lezzetiyle imamın beğenisini kazandığından bu ismi aldığı anlatılagelmiş. Gregory McNamee, Movable Feasts: The History, Science, and Lore of Food isimli kitabında da zengin bir tüccar kızı ile evlenen imamın karısının çeyizi ile getirdiği zeytinyağı ile yaptığı bu yemeği çok beğendiğini ve zeytinyağı bittiğinde de imambayıldı ismi aldığını yazmış. Mary Işım, Osmanlı Mutfak Sözlüğü kitabında imambayıldı yemeğine 1844  yılında yazılmış bir yemek kitabında ilk defa raslandığını söylüyor. Karnıyarık ise 13. yyla ait bir Arapça yemek kitabında bir tatlı ismi olarak türkçe “karnı yaruk” olarak geçiyor demiş Işım. Muhtemelen imambayıldıdan daha eski bir lezzet olan karnıyarık 19. yy öncesinde keşfedilmişti.

Geleneksellerimizden karnıyarığın alışılmış tarifini vikipedi şöyle vermiş:

Patlıcanlar soyulduktan sonra ortalarından yarılır, ve bu halde kızartılmaya bırakılır. Bu arada kıyma, domates, soğan ve tuzdan oluşan bir harç hazırlanır. Bu harç patlıcanların ortasındaki yarıklara doldurulur. Bu şekilde hazırlanan patlıcanlar bir tepsiye yerleştirilir. Üstlerine domates ve isteğe göre biber de yerleştirilerek yemek pişmeye bırakılır

Yukarıdaki tarife göre patlıcanlar iyi yağ çeker. Beden gücünün yoğunluklu kullanıldığı dönemlerde pek problem olmayan bu tarif günümüze uyarlanmalıydı. Ayrıca basit de olmalıydı, çağımızda zaman en önemli hazinelerimizden. Aşinası olduğumuz ve klasiklerden bu lezzeti kolay ve az yağlı hale geldi adı da Neo Karnıyarık oldu.

Neo Karnıyarık için internette yelpaze şeklinde patlıcanlarını beğendiğim bir siteden esinlendim. Patlıcanım normal ince uzun bir patlıcan idi. Arasına kıyma doldurunca resimdeki gibi tombul top patlıcan şeklini aldı.

Neo Karnıyarık’ım 5 dkda fırınlandı, 30dk sonunda yemek masamdaydı.

Şöyle ki, hazır köfteyi yelpaze şeklinde kestiğim patlıcanın yapraklarının arasına doldurdum. Tepside biraz sıvıyağ ile buluşturdum. Önceden ısıttığım 200 derece fırına sürdüm. Sonra ısısını bir miktar düşürüp üzerine alüminyum folyo serdim. Çıkmasına yakın rendelediğim domatesi gezdirdim. Folyoyu açtım. Fırını kapatıp dinlendirdim.

Bu karnıyarıkta yağ yok denecek kadar az.. Hazırlık süresi yok denecek kadar az. Şekli alışılmışın biraz dışında..  Ancak lezzeti tam Türk damak tadı.

Bir Cevap Yazın