Kar Beyaz Sütlaçlar

Şimdi bu fotoğrafımı inceledim uzuun uzun ve annemle konuştum telefonda. O beyazlık neydi sütlaçta nasıl yapıyorsun Allahaşkına!?

El cevap: Bişey yapmıyorum kızım.

Önce bir çay bardağı pirinci pilav ıslar gibi 2 su bardağı suda ıslıyorum 5-6 dakika. Ocağa aynı su ile kısık ateşte koyuyorum pirinçleri. Lapa oluyor önce sonra suyunu çekiyor zaten. 1 lt süt ekleyip biraz karıştırıp , 9 çay kaşığı şeker ekliyorum. Kaynatıyorum işte. 1 çorba kaşığı buğday nişastasını da yarım çay bardağı süt ile eziyorum. Kaynar sütlaca koyup 4-5 dk daha kaynatıyorum. Altını kapatınca bir paket vanilya koyuyorum oldu bitti.

Yahu tamam da, bu normal sütlaç tarifi nasıl beyaz oldu o sütlaç?

İşte oldu kızım, denk geldi. Karıştır sürekli piriçler saramasın onlara dikkat et, yüksek ateş kullanma, tencereyi çok kızdırma gerisi gelir..

Anladım, anlamadım ama anladım. Ne diyeyim ki şimdi. Dene ve gör. Ya da fotolara bak o muhteşem sütlaçları yad et.

Annem bir dahaki sefere gene böyle bembeyaz tutturursun da gene yeriz afiyetle umarım.

Ellerine sağlık!

Künefe Avcıları!!

ALtıntel Künefe, Küçükçekmece

Şöyle hakiki bir künefe arayışları devam ediyor. Bir türlü istediği lezzeti bulamadı. Kaşı Beyaz, Caprice Restaurant,  Ziya Şark ve daha pek çok yer. Şimdi de Altıntel’i inceledik nette. Face’te hayranları bile varmış dedik, burada yemeye niyetlendik.

Büyük bir titizlikle ve sabırla adresi yolu gösteren alet, GPSe tanımladı adresi rahat bulabilmek için. Teknolojinin aletleri büyüklerin oyuncakları..

Herkes bireyselleşiyor bu oyuncaklarla birlikte. Birkaç taksiciyi yoldan geçen kişiyi yol tarifi soruları ile rahatsız etmemek adına. Ne gariptir kıtaları, uzak diyarların haberlerini bize anında ileten, adeta ülkeleri yok ederek gezegenimizi bir köy haline getiren bu yeni dünyanın kitle iletişim araçları diğer taraftan bizi birbirimizden ayırarak ayrı dünyaların insanları yapıyor. Pek çoğumuz kapı komşumuzla merhabalaşmazken face üzerinden amerikadaki arkadaşlarımızla sürekli iletişim halindeyiz.

Konumuza dönecek olursak Altınel Künefeye gittik, yedik ve beğenmedik. Kaşıbeyazdaki daha iyiydi.

Not: Bu yazıyı yazdıktan sonra Ankara, Ulus’ta Urfalı Hacı Mehmet’in künefesini yedik. En güzeli bu idi. Künefe avcıları için bir not daha Ankara Ulus Meydanı Künefe Meydanı olarak da biliniyor.

 

Sağlıklı Pazar Sabahları Önerileri

Bu sabah “sağlıklı bir yaşama merhaba” sabahıydı benim için.

Patatesli siyah ekmeğimin içine krem peynir, kızmızı lahana, domates ve maydonoz ile mandalinamı yedim. Bir de sıcacık bir karışık bitki çayı en doğal haliyle. Erik kurusu, adaçayı yaprakları, papatya çiçekleri ve zencefil köklerinin yanısıra bir sürü zımbırtının olduğu doğal çaylardan. Fabrikasyon doğallardan, hani o poşetlerden değil yan

Onun için mi? Gene tipik Türk erkeği kahvaltısıydı!!

Durun sayayım onunkini de:

Susamlı ekmekten bol tereyağlı sucuklu, kaşarlı tost. Yanında da bir incebelli bardakta Türk çayımız missler gibi. Bir de KETÇAP & MAYONEZ sosu tabii.

Ve her ikimiz için de sağlıklı bir Pazar sabahı yürüyüşü!!

Sağlıklı mı, kahvaltının üzerine mi??

Benim bildiğim önce spor sonra öğün olur.

Ama TÜRK USULÜ sağlıklı bir Pazar Sabahıydı. Türkiye’yi 3 günde özleyivermiş birine özeldi..

Ofisi Bastık!!

Saat 21:56 hala ofisteyim. Mesaim biteli çok oldu.. Canım sıkıldı işyerinde, karşıdaki markete uğradım.

Kadınlar canı sıkıldığında alışveriş yapmayı ama özellikle saçma sapan şeyler almayı (o an paraları varsa) çok seviyor.

Kapıdan içeri girerken boş gözlerle baktım market arabalarına. Ne alabilirdim ki?! Gene de alayım ben bir araba dedim. Önce pastacılık malzemelerinin olduğu reyona gittim. Bir tane acı badem aroması aldım. Arabada biraz dolaştırdım, sonra geri yerine götürdüm. Ben bu aromayı nerede, ne zaman, ne için kullanacaktım?!

Sonra dondurulmuş gıdalara yöneldim, diğer reyonları da tek tek dolaştım. Sebze bölümünde birden bir ampul yandı. Şimdiye kadar varlığını farketmediğim o muhteşem küçük şeyleri gördüm.Çeşit çeşit turplar!!

Gerçek hayatta da o kadar güzel şeyler var, kıyılarda.. Biz göremiyoruz kesinlikle, dikkatli olsak görürüz. Diye düşündüm, turplara yönelirken.

Hmmm. Bu turp ne güzelmiş. Bu da siyahın asaleti. Aaa, bunun etiketi bile yok üzerinde. Şalgam mı, yok pancar bu olsa gerek. Bunun yanına ne alsam ne alsam. Hımm?! Elma güzel gider. Yer elması mı? Ih ıııh, hayır. Normal elma, ekşili olursa güzel olur.

 

Sonra  anneme telefon açtım reyonlar arasında dolaşırken.

Alo anne, hani babannem bir turp yemeği yapardı. Nasıldı o?

Sen hala eve gitmedin mi?

Anne gitmedim. Nasıl yapıyordu yemeği?

Sen nasıl turp aldın bakiim? Siyah turp mu?

(Bingooo. Evet siyah turp almıştım bir tane.) Evet evet siyah turp..

Soğanı kavrukla, turpları rendele. Biraz kavrukla yemek pişirir gibi pişir işte. Acı olmaz zaten bu mevsimde turplar. (Aylardan Kasım) Üzerine sarımsaklı yoğurt güzel gider.

Teşekkürler anne. (Mantığı kaptık gene)

Şimdi ben planladım yemeğimi. Önce soğanları kavruklayacağım ardından biraz daha zeytinyağı ekleyip turpları rendelenmiş olarak kavruklamaya ekleyeceğim. Yakmadan pişireceğim. Pişmesine yakın ekşi elmayı da bu yemeğe ekleyeceğim. Çok az da az tatlı kuru üzüm ekleyeceğim. Biraz mayonez az yoğurt ve sarımsakla birleştirip muhteşemus bir sos elde edeceğim. Belki biraz yeşillikle kıtır ekmek üstü sürüp yiyeceğim.