Pazar Kahvaltı Tabağı

Sunday Breakfast

Flickr’da fotolarımı düzenliyorum. 

Pazar Kahvaltı Tabaklarımdan bir kaçına ait fotoları gördüm burada.

Hoşuma gittiler, burada yayınlanma hakkını kazandılar.

SS Plate

 Nasıl da unutmuşum bunları..

 Ramazan’dan sonra ilk işim böyle bir tabak ile Pazar keyfi yapmak olmalı..

Hmmmm:P

Bak bunu evde bayatlamak üzere olan kepekli ekmekten yapmıştım.. 

Ekmeği zeytinyağı ve istediğim baharatlarla teflonda yüksek ateşte kızdırmıştım sonra yumurtayı ortasındaki boşluğa kırıp kısık ateşte pişirmiştim.

Bazı baharatlar zeytinyağı ile ekmeği teflonda kızartırken çok yakışıyor. Sarımsak da öyle..

Breakfast in Paris

Paylaşılmak varmış bu fotomun nasibinde de..

Paris’te tipik bir kahvaltı tabağı; kruvasan, reçel ve kahve..

Bir Pazar sabahı Paris romantizmi yaşanabilir evde de bu tabak ile..

I like fried potatoes!

Bu da Amsterdam’daysanız bir öğün ancak bizde kahvaltı önerilerinden..

Özgür Bu Harika Pilavı!!

Özgür, bu pilav harika olmuş.

Pilavımın resmini pek bir beğendim. Ressam olsam tuvalimde bu renkleri kullanırdım. Olsun, şimdilik tenceremde baharatlarla kullandım ..

Nasıl mı yaptım!?

Miss kokulu hakiki basmati pirinci ıslamadım sadece yıkadım. Azıcık kavrukladım zeytinyağı tereyağı karışımında. Ardından hafiften kendini kaybetmeye başlamış taze fasülye içlerini attım.

Sonra üzerine ölçülü kaynar suyu ve ardından bir yarısına safranı. Ve tuzu.. Ve zeytinyağını..

Piştikten sonra pilavın bir kısmı sarı, safranın bulaşmadığı kısmı da beyaz kalıyor. Karıştırınca güzel bir renk oluyor. Üzerine biraz tarçın az da fındık fıstık atınca…

Özgür bu harika pilavıı:))

Sadeliğin Asaleti

Evlenirken gelinlikçimin “Nasıl bir şey istiyorsunuz?” sorusuna “Sadeliğin Asaletini istiyorum” demiştim.

Geçtiğimiz ramazanda annemin pişirdiği bu basit görünümlü harika lezzette yemekteki sadeliğin asaletinden biriydi.

Bacakların üzerine azıcık kekik, karabiber, tuz ve yanına da sapsarı patatesler tabakta o kadar asil duruyordu ki..

Nasıl yapıyor annem bunu?? 

Hepsini fırın poşetine koyuyor ve kendi suyu ile pişiriyor. Aslında yemek yapmak çok kolay, salçasız, soğansız da olabiliyor..

Sonunda güzel bir et yemeğim olduuu!

İşte sonunda et yemeği yapmayı da öğrendim. Çok güzel yaptım aferin bana aferin!!

Nasıl yaptım şimdi bunu. Unutmamam lazım. Unutunca buradan bakmam lazımm.

Kuzu kol alacağız güzel et yapmak için şimdilik. Risksiz.

Sonra onu parçalattım. Clipsoda eti mühürledim. Yanii tencereyi ocağa koydum, 30 sn sonra eti sıcak tencereye attım. Harlı ateşte karıştırdım, karıştırdım. Etin ateşe değen bölgeleri renk değiştirdi, yüksek ateş olunca et suyunu da salamadı.

Birazcık da yüksek ateşten tencerenin kenarları yanmaya başladı. İşte tam o noktada kaynar suyu attım üzerine. Ama tencerenin dibinden iki parmak yüksekliğinde.

Bir tane de kuru soğan tüm haliyle içinde..

Kapağını da kapattım sıkıca.. 45 dk kısık ateşte pişmeye, ben de dinlenmeye.

Tuzu unutmuşuz. Neyseki piştikten sonra katıyor pek çok aşçı tuzu yemeğin içine..

Misafirim özel bir kasaptan edindiğimi sandı eti. Halbuki daha önce etini çiğneyemediğimiz KİLER kasap reyonundan almıştım bunu da.

Üzerine de Çengelköy pazarından taze kekikler ne yakıştı ama!!

Tam misafirlik, tam. Sade ve et tadında et işte budur!!