Hacat Pilavı

Sebendeyiz.. Şirin mi şirin bir ilçe burası. Keşfedilmemiş bir diyar..

Sabah cami hoparlöründen gelen sesle uyandık. “Bugün öğle namazının ardından köylerin hacat bayramı  ilçe meydanında olacaktır. Tüm Seben halkı davetlidir.”

Hacat Bayramı mı? Tahminler başladı, yaklaştı ama tutmadı.. İnsanların Allah’tan niyazlarını, hacetlerini, ihtiyaçlarını istedikleri bir çeşit bayrammış..

Geleneklere göre o gün gelmeden bütün evler tek tek dolaşılır bulgur, yağ, ekmek  hane sahiplerinin gönüllerinden ne koparsa toplanırmış. Hayır yapmak isteyen, dua almak isteyenler koçlar, koyunlar armağan ederlermiş. Bayram günü bu malzemelerle yapılan yemekler tüm halka hayır olarak dağıtılır, yaşlı, genç, zengin, fakir herkes bir araya gelir sofrada yer içer sohbet ederlermiş. Gönlünden kopanı paylaşanlar da hayır dualar almanın huzuruyla o seneyi geçrirmiş.

İşte bu yöresel bayram sabahı biz de fokurdayan kazanların başındaydık. Hacat pilavı pişiyordu. Malzemeler bizim burada bulamayacağımız cinsten idi(!) Sipariş üzerine bile bu kadar kaliteli malzemeyi bir araya toplamak İstanbul’da maharet ister doğrusu.

  • Kendi tarlanın mahsulü, alın teri bulgur
  • Ahırdaki sarı kızın sütünden yapılma has köy tereyağı
  • Yazın bahçedeki domateslerden el yapımı salça
  • Evinin manzarası, şu karşıki dağdaki kekiklerle beslenen 9-10 aylık  kınalı kuzular

Meydanda yakılan ateşlerin üzerinde kazanların biri boşalırken diğeri doldu o gün..

Burada yemekleri yöneten bir şef aşçı, büyük tahta (adını bilmediğim karıştırmaya yarayan) edevatla karıştıran bir tayfa, sucu, yağcı, bulgurcu, her bir delikanlıya ayrı bir görevle orada bekliyordu.

“Sucu buraya gelsiiiiin” diye nağmeli bir ses beliriyor, ardından bir büyük kova su ile bir delikanlı beliriyordu. “İki delikanlı gelsiiiiiin” sesini duyan orada hazır bekleyen delikanlılar  kazanı kaptıkları gibi dooğru meydana..

Meydanda pilavlar büyük tepsilere servis ediliyor, kaşıklarını pilav tepsisini kapan bulduğu köşede konu komşuyla bir çember oluşturup keyifli sohbetler eşliğinde tüketiyorlardı o güzel zamanı..

Dilerim bu güzellikler nesiller boyu paylaşılmaya devam eder..

Afiyetle ..

Nando’s Peri Peri

Acı deyince çiğ köfteler, urfa kebaplar doğumuzun isotu gelir akla.. Batının acısı peri peri ile tanıştınız mı pekii.. Portekiz’lilerin keşifler döneminde kuzey afrika topraklarında keşfettiği ve sahiplendiği peri peri biberinin acısı ağızdan alev püskürtecek cinsten..

Portekizli bir girşimci bu peri peri acısını özel sosuyla tavuğa uygulamış ve bu sosta hiçbir katkı maddesi kullanmamış. Tavukları da dondurulmuş değil taze kesilmiş kullanmış. Bu tavuğu da özel acılı sosta beklettikten sonra direkt ızgara ateşinde pişiriyor, pek çok tavuk satan yerdeki gibi kızartmıyor anlayacağınız. Hizmetlerini restaurant olmasına rağmen fast food mantığıyla hızlı servis prensibiyle bütünleştirmiş ve dünya genelinde zincirleri bulunan bir yer ortaya çıkmış adı Nando’s Peri Peri.. Pek çok Hollywood yıldızı buranın müdavimlerinden olmuş.

Peri peri sosları, sebzeli, acılı, çok acılı, müthiş acılı isimleriyle masada da bulunuyor. Çalışanların T-shirtlerinde “şimdiye kadar tattığınız tüm acıları değiştirmeye geldik”  yazısı menülerinde acının baş köşede olduğunun haberini veriyor müşterilere..

Tavuk siparişinizi çeyrek tavuk, yarım tavuk ya da bütün tavuk şeklinde veriyorsunuz. İsterseniz menü alabiliyorsunuz. Menünün güzelliği ise tavuğun yanında yiyeceğiniz garnitürleri sizin seçebilmeniz. Portekiz pilavı, özel soslu haşlanmış mısır, patates kızartma ya da sebzeler.. Amerikan Nando’s menüde ben pişmiş bir baş sarımsak da gördüm ama buradakinde yoktu.

Farklı bir sunumla gözlerinizi de şenlendirmek istiyorsanız “Espetado” sipariş edin. O da resimdeki gibi aşağı doğru dizilmiş kuşbaşı piliçten oluşan şöööle bişey.. Tadı hiç farklı değil çeyrek tavuk lezzetinden, farkı lezzeti değil gösterişli sunumu bence..

Denemelik bir yer. Müdavimi olunur mu? Şimdilik sanmam, çok yaygın değil, belki ileride Nando’s.. Ataköydeki ekibi için müşteri memnuniyeti en üst alarm seviyesinde, başarılar dilerim..